Hacı Kemâl AKDENİZ efendi hazretleri 1923 yılında Çorum'da dünyaya teşrif etmişlerdir.
Neseb-i Âli'leri İmâm Hüseyin neslinden Medineli Şeyh Muhammed Zührevî hazretlerine dayanır.
Büyük dedeleri Medine'den Erzurum-Erzincan arasında bir mevkiye hicret etmişler ve uzun yıllar burayı mesken tutmuşlardır.Sülâle olarak "KURTBOĞAN ŞEYHLER" olarak bilinen bu sülâleden vefât edenler, Medineliler kabristanı olarak bilinen yüksek bir tepeye defnedilirlermiş.Yöre halkı tarafından o kabristanda bazı gecelerde etrafı aydınlatan bir ışık müşâhede edildiğinden buranın bir ziyaretgâh olarak kabul edildiği rivâyet edilmektedir.
93 harbi olarak bilinen Osmanlı-Rusya harbinden mütevellid Şark vilâyetlerinde olan karışıklıklardan Çorum'a hicrete mecbûr olmuşlardır.
Babası Cemâl efendi Melâmi dervişlerinden ittikâ sahibi bir zât idi.Vâlidesi sâliha bir hanım olan Nazife Hanımdır.
Küçük yaşlarda Babası Cemâl efendinin işi münâsebetiyle Kırıkkale kazasına yerleşmişler ve ömürlerinin sonuna kadar bu vilâyette ikâmet etmişlerdir.
1942 senesinde Çorum'un Meşhûr Şeyhi Hacı Bekir Baba'nın halifesi olan Ahıskalı Ali Haydar efendiye biât edip ahz-ı tarîk eylemişlerdir.
Henüz askere gitmeden Şeyhi tarafından Nakîb icâzeti ile mücâz kılınarak İtikâf'a alınmışlar, Şeyhi Ali Haydar efendinin teveccühünü kazanmışlardır.Ali Haydar efendinin köy-kasaba-vilayet seyâhatlerinde hep yanında bulunmuş.15 sene bu zâta hizmet eylemişlerdir.
1955 yılında Şeyhi Ali Haydar Efendi tarafından Nukâbalık icâzeti ile müşerref olmuşlardır.
Hacı Kemâl efendi hz.lerinin İntisabı-Dervişliği-Çavuşluğu-Nakibliği-Nukabâlığı Ali Haydar efendi döneminde olmuştur.Hatta Çorumda Ali Haydar efendinin o vakit Nukabâsi olan Hacı Mustafa efendi,Bayburtlu küçük Mustafa efendi,Yozgat müftüsü Haşmet Hafız gibi toplamda 7 kişi ile Ali Haydar efendi hz.lerinin gözetiminde Çile-Sülük çıkarmışlardır.1955 yılında sülükten sadece Hacı Mustafa efendi ve Hacı Kemâl efendi çıkmışlardır.O yıl Hacı Mustafa Efendi hz.lerine İcâzeti verilmiş fakat 40 yaşından küçük olan Hacı Kemâl efendi hz.lerine icâzetinin verilmesi yol teâmülleri gereği Hacı Mustafa efendiye nasib olmuştur.Bu olay Tekke usulünde "Çeyizleme"tabîr olunur.Yani Sülükü ikmâl eden bir dervişin Şeyhi vefât ederse icâzeti daha sonra Şeyhinin en büyük halifesi tarafından verilir.
Her ne kadar berâber ikmâl-i Sülük etmişlerse de Hacı Kemâl efendi hz.leri Çorumlu Mustafa efendiye biât edib büyük hürmet göstermiştir.Kendisinden dâimâ Şeyhim Üstâdım diye bahseder ve :" Cihân'a Hacı Mustafa efendi gibisi bir daha zor gelir" buyurmuşlardır.
1957 yılında âhirete irtihâl eyleyen Ali Haydar Efendiden sonra Halifesi olan Çorumlu Hacı Mustafa efendiye biât eyleyip vahdeti muhâfazâ eylemişlerdir.
1970 yılına gelince Hacı Mustafa efendi bizzat Kırıkkale'ye gelip makamın emri ile acele merâsimin icrâsının yapılmasını emir buyurmuşlardır.
Çorum'da diğer meşâyıh ve tarikât erbâbınında bulunduğu yaklaşık 1000 kadar cemââtin içinde Yolumuzun Kadîm usûlü olan Hırka-Tâc giydirilip Kemer kuşanmışlar ve icâzetnâmesini alarak irşâda başlamışlardır.
Hatta Merzifondan gelen Garip Hafız hazretleri bizzât tebrik edib duâ buyurmuşlardır.
Hacı Kemâl efendi Tekke usûlünü bilen,yolun inceliklerine vâkıf,yolun esaslarından tâviz vermeyen ilim sâhibi bir Şeyh idi.
Hacı Mustafa efendi kendisi için icâzet merâsiminde dervişlere hitâben : "Kemâl efendi küçük yaşından itibaren Tekke'den hiç çıkmadan hizmet ederdi.Tarikât-ı âliyye yeryüzünden kalksa bu Kemâl efendi onu tekrar yeryüzüne çıkartır.Onda dünyâ kadar ilim vardır.Bugün öyle bir adama hilâfet veriyorum ki Cihânı idâre eder!"buyurmuşlardır.
Hacı Kemâl efendi hazretleri ahlâk-ı hamidesiyle dâima örnek olmuş büyük bir Mürşid-i Kâmil'dir.
Meclisinde üçüncü şahıslar hakkında menfi bir konuşmaya aslâ müsâde etmezler,kişinin başkaları ile değil kendi kusuru ile uğraşması gerektiğini salık verirlerdi.
Edeb'e çok büyük ehemmiyet verirler ve dervişânını edeb konusunda dâima zinde tutarlar idi.
Efendi hazretleri siyasete aslâ girmemişler, Şöhretten dâimâ ictinâb etmişlerdir.
Hazine-i İnsân ve Kâinat adlı eserinde:"20.yy ın Tasavvuf erbâbı gösteriş yolunu tutup,Mason ve sol cenâhın gazete ve mecmuâlarında boy göstermeye başladılar.Allah Teâlâ'da onların heybetini aldı" buyurmuşlardır.
Efendi baba hazretleri Zikir usûlü ve erkânını 1942 yılında Ahıskalı Ali Haydar efendiden bizzat tâlim eylemişlerdir.
Halaka-i Zikrin nizâm ve intizâmına büyük ehemmiyet verir bu konuda aslâ taviz vermezler idi.
Yolumuza intikâlen gelen Kâdiri-Rufâi usulünden başka Bedevî zikri ve Desukî zikrini mükemmel şekilde icrâ ederlerdi.

Gençlere büyük ehemmiyet verir onları namaza,ana babaya itâât etme konularında teşvik ederdi.
Ömrü ümmet-i Muhammedi irşâd için sohbet,seyahât,zikrullah ve kitap telifleri ile geçmiştir.
Tasavvuf ve Marifetullah eserini 1985 yılında bizzât Hz.Pîr Abdulkâdir Geylâni efendimizin emri ile yazdığını kitabında bahsetmiştir.Bu eseri Tasavvuf Profesörü olan bir zât Üniversite kürsüsünde okutmak için kendisine mürâcât etmiş fakat kitabı inceleyen kurul Bu kitâbın içeriğinin çok teferruâtlı ve mânevi hallerden bahsettiğinden dolayı talebelere izâhat konusunda zorlanacaklarından vazgeçilmiştir.
Dönemin Kültür Bakanı Namık Kemâl ZEYBEK beyefendi de telif ettiği eserlerden dolayı kendilerine Bakanlık olarak bir külliye yaptırmak istemişlerse de Efendi hz.lerinin hastalığı nedeniyle bu iş nasib olmamıştır.
Yine Hz.Ali efendimiz mânâ âleminde : "Beni halka anlat" buyurması üzerine Şâh-ı Velâyet İmâm-ı Alî Veche-i Âhir adlı eseri kaleme almışlardır.
Yolumuzda kadîm bir gelenek olan Muharrem ayının 10.günü Aşure Günü münâsebetiyle kendi hânesinde Dervişânâ Âşure kaynattırır.Bekir Baba'dan intikâlen gelen ve Şeyhinden tâlim ile kaynayan aşurenin duâsını yapar.Mehir vurmâ tabir olunan Tekke geleneğini devâm ettirirdi.
Efendi hazretleri asrımızın yetiştirdiği Tekke eğitimi görmüş büyük bir Mutasavvıf olduğundan Bir çok Tasavvuf akedemisyeni kendisine bilgi almak için mürâcât etmişlerdir.
Ülkenin farklı vilâyetlerinde bir çok Meşâyıh ile dostlukları olmuştur.
Nakiblik ve Nukâbalık dönemlerinde Ali Haydar efendi hz.lerinin emri ile seyâhatlerde bulunmuşlar ve ziyâret ettiği Zevât tarafından Edebinden mütevellid taltif edilmişlerdir.
Pir-i Destgîri olan Seyyid Ahmed er Rufâi hz.leri gibi kendi nazarında öven ve yerenler hep bir olmuşlar.
"Eller yahşî biz yaman,Eller buğday biz samân" düsturunu Şeyhi Ali Haydar efendiden öğrendiklerini söylemişlerdir.
Efendi hazretleri hilâfet aldığı 1970 yılından vefâtınâ dek Ülkenin bir çok şehrinde dervişâna hizmete koşmuş, Hâdim'ül Fukârâ tabirini yaşayarak göstermiştir. Kırıkkale-Ankara-İstanbul-Çankırı-Kastamonu-Yozgat-Konya-Diyarbakır-Erzurum-Erzincan-Bursa-Sivas-Kayseri-Çorum gibi vilâyetlerde bulunan ihvânının tüm dertleriyle hemhâl olmuşlardır.
Mübârek yüzü ay gibi parlar, sohbeti gönüllere şifâ verirdi.
Lisânının hâlâveti hâlâ dillerde anlatılır.
İlim irfân menbâı olan Hacı Kemâl efendi Divân sahibi sufîlerdendir.
Müellifi olduğu Eserler şunlardır;
*Tekke'den Gelen Ses
*Tasavvûf ve Mârifetullah
*Akdeniz Divânı
*Şâh-ı Velâyet İmâm-ı Alî veche-i âhir
*Hazine-i İnsân ve Kâinat
Aynı zamanda hattat olan Hacı Kemâl efendinin mübârek elinden çıkmış onlarca hat levhâları mevcuttur.
1993 yılında hastalanmışlar bir süre sonrada Hakka rıhlet eylemişlerdir.
Mübârek bedeni Yahşihân'da Aile kabristanına sırlanmıştır.
EFENDİ HAZRETLERİNİN DİVÂNINDAN BİR ÖRNEK
Gönül evinin esrârını, bilip, sezen duyan gelsin
Derünû ateş-i aşka yanûp, visâl olan gelsin!
Erenler sözün işidüb, hicab perdesin açanlar
Gûsledüb aşk şarabından, pâk-u tâhir olan gelsin!
Hamdülillah işaretle, fenâ buldu kesretimiz
Bekâ bezmine eriştik, küntü kenzi duyan gelsin!
Kâbe kavseyn zümresini görenler hep bekâ buldu
Ev ednâ esrarın tende, mânâyı Hak gören gelsin!
Uzak durma gel dediler, hilâfet mührün verdiler
Var git irşâda dediler, ağlayub yaş döken gelsin!
Ledünni ilmi okunan mekteb-i irfanı bulduk
Ene'l Hakk sözü edilir, bu rumûzdan duyan gelsin!
Nice menziller kât ettik, Pîr'imi hazırda bulduk
İkilikten olub azâd, birliğe yetenler gelsin!
Can tohumu saçanların, biz biliriz işlerini
Makâmını tamam edüb, edeb erkân bilen gelsin!
Kudret eli bize yetti, kandilleri yaktık burda
Binbir yüzden bir görünen, kendi özün bilen gelsin!
Bu kubbe içinde Kemâl ,günahkâr yok senden gayri
Aşk zincirin boynuna takıp, cânını âna veren gelsin!
Rabbim Feyzini üzerimize sâyebân eylesin.Âmin
Kırıkkale Kâdiri-Rufâi Dergâhı
Mânevi Evlatları