Ana Sayfa

1 Ağustos 2019 Perşembe

MENÂKIB-I ŞEYH KEMÂL AKDENİZ (K.S)

   ( Hacı Kemâl efendi hz.lerinin Miftâh-ı Besmele tablosu )

Azîz okuyucu! Efendi Babamız ve Şeyhimiz olan Hacı Kemâl AKDENİZ Efendi Hazretleri;İnsân-ı Kâmil evsâfına hâiz Büyük bir Velî ,Mürşid-i Kâmil ve Tasavvûf  ilminin derinliklerine olan vukûfiyetiyle nâm salmış büyük bir SÛFÎ idi...
İşbu sitede Efendi Hz.lerinin mübârek ağzından,Muhterem Âile efrâdından,Nakîb ve Çavuşlarından,Dervişânından-Muhibbânından,bizzât dinleyerek öğrendiğimiz menkıbeleri nakletmeye gayret göstereceğiz.Zirâ Dört Nesildir bu mübârek Yola ve bu Muhteşem Şeyh'e mensûbiyetimizin olması ve Efendimizi görüp sohbetinde bulunanların bir çoğunun dâr-ı bekâ ya irtihalleri nedeniyle bu menkıbelerin unutulmaması ve gelecek nesillere bir hâtıra ve imtisâl olarak kalması adına kendimizde bir sorumluluk hissetmekteyiz.

Bu sitede nakledilen Rivâyetlerin hepsi Deryâ'dan bir katre mesâbesindedir...
Zirâ Şeyh Efendimiz Sâhilsiz bir Ummân idi...

Yazımda anlatımda görülen ufak tefek kusurların ehl-i irfanca mâzûr görülmesini hâsseten istirhâm ederiz!

Ey Çeşme-i Velâyet'in âb-ı hayâtı 
Ey Zübde-i Nübüvvet'in âl-i ahfâdı 
Ey İmâm-ı Mürtezâ'nın nesl-i evlâdı 
Sâiliz kapında himmet et bize!


HACI KEMÂL AKDENİZ EFENDİ HZ.LERİNİN MENKIBELERİ İÇİN TIKLAYINIZ!

25 yorum:

  1. MaşAllah,barekAllah.Rabbim ElHac Hacı Kemal Efendi'yi çocukluğumda görmeyi nasip etti elhamdülillah.Gönlüm isterdi ki o mübareğin dervişi olabilseydim.Hacı Kemal Efendi'min o yüce tevazu sahibi mübareğin büyüklüğünü ancak kendisini görenler anlayabilir.

    YanıtlaSil
  2. İsiniz rast gitsin alem degıstık sandım

    YanıtlaSil
  3. Hani bazen anlatir insanlar ve biz sadece dinleriz.Haci Kemal Efendi yi dinlemek değil yaşamak gerekti.Hani bazen boğazi düğümlenir insanin kelimeler kifayetsiz kalır.İste burada noktayi koyan mübareğin adıdir Kemal Akdeniz.Çok şükür sızi görmeyi bana nasip eden Rabb ime binlerce şükür.

    YanıtlaSil
  4. Elhamdülillah Allahım bana evlatları olmayı nasip etti

    YanıtlaSil
  5. Hacı Kemâl Efendi hz.lerinin türbesine sık sık gidiyorum.Dünya gözüyle görmek nasib olmadı ama Elhamďülillah görenlerle tanıştık.Menkıbelerini dinledikçe Ne Kadar büyük bir Velî olduğunu idrâk ediyoruz.Allah şefââtlerine nâil eylesin

    YanıtlaSil
  6. Tarîkât ilminin ulu Sultânı
    Hakikât ilminin mâh-ı tabânı
    Edeb erkânın yüce Hünkârı
    Şeyhimiz Kemâl'in evladlarıyız

    YanıtlaSil
  7. Adsız03 Eylül

    Eserlerinden 2 tanesini okumak nasip oldu. Tasavvufi görüşlerini, nefis hakkındaki görüşlerini tekrar tekrar okuyup hayretler içerisinde kaldım. Bu asırda böyle bir Allah dostunu görüp sohbetinde bulunamadığım için üzgünüm :(

    YanıtlaSil
  8. Adsız11 Eylül

    Merhabalar. Birkaç senedir bazı cevapları bulmaya gayret ediyor, anlamaya çalışıyorum. Kemal efendi hazret anlatılanlara göre ve eserlerinde bahsettiği içeriklere göre kamil bir mürşid imiş. Mürşidin kamil olmaması durumunda derviş nasıl bir sıkıntıya düşer? illa mürşidin kamil olmasımı gerek? Kemal efendi hazret eserinde birkaç farklı şeyhten bahsetmiş bu konuyu biraz açarmısınız rica etsek. icazet almış her tekke şeyhi kamil mürşidmidir?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhterem kardeşim.Tarikat-ı âliyye vuslat yoludur.Rehber ittihâz edilen Mürşid, kâmil değil ise derviş Hakka vâsıl olamaz.Kemâlât'da derece derecedir.Eşrefoğlu Rumî hz.leri bundan 5 asır önce :" 11 Şeyhe hizmet ettim bunlardan 9 tanesi kâmil değildi" buyurmaktadır.Varın şimdi bu zamanı mukayese edin.Sahih bir silsileye sahib olmayıp kendi başına irşâda kalkan Müteşeyyihlerin verdiği virdlerde Dervişler ilerleme kaydedemez hatta esmâ sayılarının artması ile oluşabilecek bir tecellide Derviş zarar dahi görebilir.Buna Esmâ basması veya Esmâ vurması denir.
      Her tekke şeyhi kâmil değildir.Fakat Tekke şeyhlerinin içerisinde hâl ehli olanlarında sayısı az değildir.Burada dikkat edilecek husus Şeyh efendinin sahih bir silsileye sâhib icâzetinin olmasıdır.Aksi takdirde Evliyâ-i tahte kıbâbî buyuran Mevlâ-i zülcelâl hz.lerinin kendisine kimi dost edineceğini sadece kendi zât-ı âlâsı bilir.Bu icâzet müessesesi zaten bizim gibi insanlar için oluşturulmuştur.Rehber Muhammed Aleyhisselâm hedef Mevlâ'ya kulluktur.Hidayet Allah-u teâlânın ye'di kudretindedir.Mürsidler bu yolda başarı kaydettiklerinden dolayı Rehberlik yaparlar.Yani yolun tehliklerini bilip dervişânı emniyet içerisinde vartaya düşürmeden götürürler...Fakat Tarikatlarin misyonları da zaman içerisinde değişmiştir.Eski zamanda belli bir birikime sahib insanlar yola talip olurlar ve velâyet derecelerini kat etmek için sıkı bir hizmete mecbur edilirlerdi.Şimdilerde ise ekser hizmet müellefe-i kulûb cinsindendir.Yani kısaca şuan hizmet farzları ikâme ettirip ahlak-ı hamide yoluna talipleri sevkettirmektir.
      Şeyhimiz Hacı Kemâl efendi hz.leri bir nutkunda:
      Seversen sevilirsin
      Âşikâr bilinirsin
      Herkesi hoşgörürsün
      Kul olayım der isen!

      buyurmaktadır.
      Fi emânillah!

      Sil
  9. Adsız12 Eylül

    bilgiler için çok teşekkür ederim. birkaç sorum daha olacak. mürşidin yani şeyhin ahlakının Muhammedi bir ahlakla aynı olması şartmıdır? yoksa iyi bir insan denilecek seviyede olması yeterlimidir? etrafımızda tanıdığımız ahlakı güzel hocalarımız var, bunlardan farkı nedir? örnek verecek olursak mürşidler siyasetle ya da vakıf işleriyle meşgul olurlarmı? veya şeyhler tavizsiz şekilde asla çizigiyi aşmadan tam bir islam ahlakla bürünmüş olmak zorundalarmı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhterem kardeşim,
      Kâinât'ın hilkâtinden gaye Muhammed Aleyhisselâm'dır.Alleme'l esmâ onda azamî derecede tecelli etmiştir.Velîlerden kim ona daha çok benzerse derecesi bir o kadar âlî olur.Mürşidlerin kendilerine has tecellî olunan esmâ terkibleri vardır.Bunun neticesinde mizâçları farklı olur.
      Bununlara berâber her velî bir peygamberin kademi üzerine yürür.İbrahîmi Veliler,Musavî veliler,İsâvî Velîler,Muhammedî Velîler.
      Efendimiz aleyhisselâm bir hadis-i şerifinde : “Bu ümmet içerisinde kırk kişi İbrahim meşrebi üzerinde, yedi kişi Musa meşrebi üzerinde, bir kişi de Muhammed meşrebi üzerinde bulunur. Bunlar mertebelerine göre insanların efendisidir.” (Kitab-ı Zühd-Ahmed ibni Hanbel)
      buyurmaktadır.

      Mürşidler amellerinin çokluğu ile değil ahlaklarının güzelliğinden kurbiyete ermişlerdir.

      Her insan 7 nefis mertebesinden birinde bulunduğu mâlumunuzdur.Bunlardan Mutmâinne makamı Mürşidlik makamıdır.Bundan sonraki Raziyye ve Marziyye makamını Mürşidler ömrü boyunca sây-u gayretle geçmeye çalışırlar.Son Makam olan Safiyye makamı ise tamamen Vehbî'dir.Murad-ı ilâhi her vakitte bir kişiye nasib eder.
      Alimler'in muhlisleri ise Mülhemme makamında bulunurlar ve taliplerini ancak buraya kadar getirebilirler.Bundan sonra Mürşidin himmeti olmadan Mutmainne makamına geçilmeyeceği konusunda Ehlullah ittifak eylemişlerdir.
      Bu mevzu çok uzayıp gider...Aramakla bulunmaz, fakat bulanlar hep arayanlardır!

      Bizim gibi kullara düşen Ulemâ'ya Rağbet,Şeyhlere hürmet,Sâb-i sübyân'a merhamettir.

      Ezel-i istidâd ve kâbiliyet ne yönde zuhûr etti ise o iş kula kolaylaştırılır.

      Vebteğu ileyhil vesilete..

      Mürşidler ekseriya siyasete mesafelidirler.Umeraya yakın olmayı istemezler.Vakıf işleri mevzuu ise şimdikinden tamamen farklıdır.Bir hırka bir lokmadan şimdi bin hırka bin lokmaya döndü malesef.Allah umumi bir hidayetle hidayet eylesin cümlemize.

      Bakî selâm...

      Sil
  10. Adsız12 Eylül

    Açıklamalarınızdan etkilendim doğrusu. yine kafama takılan bir başka soruyu yazmak istiyorum. Şeyh günah işlermi? mürşidin günah işlediğine şahit olursak ne yapmalıyız? saygılarımla ....

    YanıtlaSil
  11. Muhterem Kardeşim.Ehl-i sünnet itikâdına göre sadece Peygamberler mâsum'dur.Evliyalar ise mahfuz'dur.Günah işleyebilirler fakat tevbe kapısında dâimdirler.Nefsâni ve şehvâni günahları olmaz.Mutmainne makamını ihata etmiş bu ulu zâtların günahı bizlerden farklıdır.Hasenet'ül ebrâr seyyiât'ül mukarrabîn..yani bizim gibiler günahdan tevbe ederken onlar bir anlık zikr-i dâimiden fariğ olmadan tevbe ederler...

    Bazı menkıbelerde evliyaların günah işlediği örnekleri anlatılır.nefs-i mülhemme makamının bir ucu mutmainne makamına baktığından bu makamda bazı kerametler zuhura gelebilir.Halk ise onları Evliya zanneder.Mülhimme nin diğer ucu ise Levvameye baktığından bu kisilerde bazı masiyetler gözükebilir.Onu görüp falanca kişi veli idi fakat sonradan günah işledi derler.Hakikatte ise Mutmain olmuş Nefisin günâhâ meyli olmaz.

    Şeyh ittihâz edilen kişide aleni günah görülse dahi dervişe düşen Hakkı bilip ona tabi olmaktır.Ekseriya bu ahvâl müridi imtihan ve irşâd için olur.Onca yolu beraber yürüdüğü Yol arkadaşı olan Şeyhte görülen günahın affı için Hakka niyaz edilebilir.yol arkadaşliğı bunu gerektirir.Şeyhin parmağına değil gösterdiği yere bakılır vesselâm

    YanıtlaSil
  12. Adsız16 Eylül

    Sorumu daha açık şöyle yazıyım o zaman. siz "Şeyh ittihâz edilen kişide aleni günah görülse dahi dervişe düşen Hakkı bilip ona tabi olmaktır." diyorsunuz. Pekala şeyhin aleni günah işlediğine şahit olup onu nasıl aynı zamandada evliya bileceğiz? Sizin tabirinizle Mutmainne makamında olduğunu sandığımız şeyhin nefsani ya da şeytani bir günah işlediğini görürsek ne yapmalıyız? "Ekseriya bu ahvâl müridi imtihan ve irşâd için olur." diyorsunuz fakat zaten nefislerinin esiri olmuş birçok derviş, sofi vb nasıl olurda imtihan edilir? Yine siz "Şeyhin parmağına değil gösterdiği yere bakılır" diyorsunuz ama öncelikle şeyhin parmağının doğru olması gerekmezmi? bu akıl ile yola çıkarsak icazetli her şeyh evliyadır, günahta işlese yanından ayrılmamak gerekir sonucu çıkmazmı? İlgi ve alakanız için minnettarız. Saygılarımızı sunarız..

    YanıtlaSil
  13. Muhterem kardeşim.Bâlâ'da zikretdiğimiz gibi Evliyaullahın Peygamberler gibi masumluk-ismet sıfatı yoktur.Peygamberlerde dahi ufak tefek zelle sâdır olmuştur.Veliler mahfuz'dur.Yani tevbe kapısının müdâvimidirler.“Bütün Âdemoğulları günahkârdır, günahkârların en hayırlıları ise tövbe edenlerdir.” (İbn Mâce, Zühd, 30)
    Ehl-i sünnet itikadının mümkün gördüğünü mümkün görmez isek itikâdi olarak yanlış bir düşünceye saparız.Nefsâni ve Şeytâni günahdan kasıt tevbesiz ve ısrarla günahda musırr olmak demektir.Yoksa veliler hatadan rücu edip Hakka yönelecek irfâna sahibtirler.

    Tasavvuf'da bir kimsenin havada uçtuğu görülse dahi önce Şeriat kantarına vurlması elzemdir.Şer-i şerife muhalif işle iştigâl eden,sünnet-i seniyye ye uymayan,günahta musırr olup tevbe etmeyen kimseye uyulmaz.Bununla beraber kemâlât derece derecedir.Her icazet sahibinde Gavs-ı Azam'ın irfânını müşâhede etmek mümkün değildir.
    Bununla ilgili Muhyiddin-ibn-i Arabî hz.lerinin bir kıssası var onu zikredelim.Mâlumunuz olduğu üzere İbn-i Arabi hz.lerinin Şeyhi Ebû Medyen Mağribî hz.leridir.Ibn-i Arabi bir seyahatinde Şeyh Ahmed isminde bir Velî'nin sohbetini dinlemek için Dergahına gider.Fakat Şeyh Ahmed efendi meclisinde İbn-i Arabi'nin Şeyhi olan Ebû Medyen hz.lerine buğz edip eleştirmektedir.İbn-i Arabî hz.leri Şeyh Ahmed'e kalben kızıp buğz ederek orayı terk eder.Gece rüyasında Peygamber aleyhisselâm kendisine:"Ya Muhyiddin! Şeyhine buğz etti diye sende Şeyh Ahmed'e buğz ettin.Fakat biliyorsun ki Şeyh Ahmed Allah'ı ve rasulünü seviyor.Bizi sevdiği için niye ona muhabbet etmedin" der.Ibn-i Arabi hz.leri pişmân olup bir hediye ile Şeyh Ahmed'in dergâhına gider ve gördüğü rüyayı anlatır.Bu sefer derin bir düşünceye dalan Şeyh Ahmed efendide Ebû Medyen hz.leri hakkında söylediklerine pişmân olup tevbe eder.Fefhem!

    Başlarındaki önderin en ufak bir günâha düçar olmaması durumu sadece Ashab'a nasib oldu.Onun için Şer-i şerife muhalif bir durumda ısrar yoksa ve yaşantı sünnet-i seniyye ye tamamen uygunsa gidilen yol doğrudur.Bununla beraber kemâl sahibi bir Mürşid başta yoksa insanın kat'ı meratib etmesi mümkün değildir.İcazetli her kişi Evliya değildir elbet.Fakat Hakk katında makbuliyet ve matrudiyet bilinmediği için derviş hüsn-ü zann ile memurdur.Misal olarak Hz.Pir Seyyid Ahmed er Rufai hz.leri torunu olan Seyyid İbrahim Azeb hz.lerine :" Yâ İbrâhim şu ağacın arkasında kadın ve erkek iki kişiyi yarı çıplak görsen ne düşünürsün" buyurunca Seyyid İbrâhim Âzeb:"Zinâ ettiklerini düşünürüm" buyurur.Bunun üzerine Seyyid Ahmed er Rufâi hz.leri :"Sen dedenin yolunda değilsin!Ben o iki kişiyi Hakkın rızasına ermiş görürüm. O çirkin işi yapacakları vakit pişmân olup vazgeçtiklerini düşünürüm" buyurur.

    Allah bizlere kendi hatalarımızı düzeltmeyi nasib eylesin.öyle ki başka kimseyi hiç görmeyelim.Takvada birbirimize yardımcı olup,dalalet ve sapkınlıkta olmayalım...
    Kâmil bir Mürşid'in elinde süluk görmek büyük bir Mevhibe-i ilâhi olup Ezel'i bir nasibdir.Allah ehlullah'ın sayısını artırsın.Amin



    YanıtlaSil
  14. Adsız17 Eylül

    Öncelikle ilginiz için çok teşekkür ederim. Sorularımın büyük kısmı cevap buldu çok şükür. bir sorum daha olacak şimdi. dedinizki "Tasavvuf'da bir kimsenin havada uçtuğu görülse dahi önce Şeriat kantarına vurlması elzemdir.Şer-i şerife muhalif işle iştigâl eden,sünnet-i seniyye ye uymayan,günahta musırr olup tevbe etmeyen kimseye uyulmaz." kendimden ve etrafımdakilerden duyup gördüğüm kadarıyla İslamı çok iyi bilmiyoruz, bununla beraber tavsiye üzerine tarikata giriyoruz. Şeyhlerin şeriat kantarına uyup uymadığını nasıl anlayacağız? sünneti seniyyeyi yaşayıp yaşamadığını nasıl bileceğiz? sürekli şeyhlerle zaman geçirmek neredeyse imkansız. farklı şehirlerde yaşıyoruz. bu durumda da hüsnü zan mı etmek gerekir? yoksa İslami birçok konuyu öğrenip öylemi tarikata girmek gerekir? öğrendik diyelim. şeyhin nasıl yaşadığını bilmek çok zor değilmi? bu durumda nasıl bir yol izlenmeli sizce? saygı ve hürmetlerimizi sunarız..

    YanıtlaSil
  15. Muhterem kardeşim.Şeriat ağacın gövdesi,Tarikat dalları,Mârifet yaprağı,Hakikat ise meyvesidir.Meyvesiz,yapraksız ağaç olabilir fakat gövdesiz ağaç olmaz...Ehil olmayan ile ehil olan kişilerin ayrımını Tasavvuf kitapları tafsilatı ile izâh etmişlerdir oraya müracaat edilebilir...Şöhretten ictinâb eden,tanınmayı istemeyen,Geçimini dervişlerin sırtından sağlamayan,kişileri Hakka kulluğâ çağıran,kendilerine tabi olanların tüm sıkıntılarını gidermeye gayret eden,elinde icâzeti ve silsilesi bulunan,sohbetinden lezzet alınan güzel yüzlü güzel ahlaklı kimseler kendilerine uyulabilecek kimselerdir.Bundan sonrası ezelî bir nasibtir...Kemâlât'da sınır yoktur.Kişinin kovanı hazır olsun arısı Bağdat'dan gelir...Ahirzaman'da yaşıyoruz.Medrese yok,Tekke yok menhiyat fazla...Bir hadis-i şerifte:“Yeryüzünde Allah’ın değer verdiği bir tek insan kaldığı sürece kıyamet kopmaz. Hatta öyle biz zaman gelecek ki, yolun gündüzün ortasında, sokakta açıktan kadınlarla cinsi ilişkide bulunurlar da hiç kimse bunu garipsemez ve bu durumu değiştirmeye gayret etmez. Bunlara: 'Keşke biraz yolun kenarına çekilseydiniz ya!'diyen kimse, o devrin en muhafazakâr, en itibarlı adamıdır. Bu adamın o cemiyetteki konumu, (ey ashabım!) sizdeki Ebu Bekir ve Ömer’in konumu gibidir.” (bk. Hâkim, el-Müstedrek, 4/495’den naklen Kenzu’l-Ummal, h. no: 38588) buyrulmaktadır.Her zamanın şartlarına göre bir Mürşid bulunur.Rabbim sayılarını arttırsın..

    YanıtlaSil
  16. Adsız17 Eylül

    Kafama takılan sorular cevap bulmaya devam ediyor. Allah sizden ebedi razı olsun. Cevaplarınız tatmin edici seviyede ama cevaplarınızdan başkaca sorular doğuyor. şöyleki "Şöhretten ictinâb eden,tanınmayı istemeyen,geçimini dervişlerin sırtından sağlamayan,kişileri Hakka kulluğâ çağıran,kendilerine tabi olanların tüm sıkıntılarını gidermeye gayret eden,elinde icâzeti ve silsilesi bulunan,sohbetinden lezzet alınan güzel yüzlü güzel ahlaklı kimseler kendilerine uyulabilecek kimselerdir." dediniz. Bugünün Türkiye'si için konuşacak olursak. Tanınmış bir çok tarikat veya cemaat yapısında dernekler,vakıflar,basın yayın organları vb kuruluşlar var. Bunlar hem şöhrete hemde maddiyata dayalı topluluklar. Belki kendilerine bağlı kişilerden zorla para almıyorlar ama şöhret ve para ayrılmaz parçaları olmuş. Bize bağlılar Cennete gidecek diyecek kadar din istismarına başvurulurken. Aynı zamanda da bu grupların başlarındaki isimler zamanın en büyük evliyası gibi anlatılıyor. Bu konuda çok fazla kafa karışıklığı içerisindeyiz. İsim vermeden sormak istedik, gıybet veya dedikodu derdinde değiliz. Anlamaya çalışıyoruz. Saygılarımızla..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muhterem kardeşim.Kişinin şöhreti, Kemâlatını geçerse orada sıkıntı baş gosterir.Seyyid Ahmed er Rufai hz.leri yaşadığı dönemin en meşhur sufisi idi.100.000 kişi aynı anda sofrasında otururdu.Fakat kendisi dervişlerden arta kalan kurumuş pirinçleri ıslatarak yiyecek kadar mütevazı birisiydi.Bu ahlâk Din ulularına Sultan-ı Enbiya efendimizden geçmiştir.Zira bir hadis-i şerifte:"Bir kavmin Seyyidi,onlara hizmet edendir" buyurmaktadır.Şimdi Nerde kaldı müride hizmet?? Zamane Şeyhleri korumalarla gezer oldular.Şöhretleri Kemâlâtlarını geçti.Süslü ve büyük dergâhlara meyil başladı.Tarikat olmaktan çıkıp Cemaât olmaya başladılar.Yapılan hizmetler tamamen faydasız ve boş olmamakla birlikte esas gaye değildir.Esas gaye İnsân-ı kâmil yetiştirebilmektedir.Yine bununla birlikte namazsizlik,içki,kumar v.s gibi kişinin dinini ve ahiretini zâyi eden şeylere karşı faydalari dokunuyorsa ki öyle.Buda bir hizmet sayılır.Vakıf kültürü bizim kültürümüzün bir parçasıdır.Ve şuan Devletimiz geçmişte ecdâdımızın vakıflar vasıtası ile yaptığı bir çok hizmeti uhdesine aldığından bunlara başvurmaya pek de gerek kalmamaktadır.Sıkıntı,araçları amaç olarak görmekte dir.
      Büyük Şeyhimiz Hacı Mustafa Efendi hz leri:"Maddiyatin olduğu yerde maneviyat olmaz" buyurmaktadır.Allah c.c islâm adına çalışân tüm kardeşlerimize basiretler ihsân eylesin.Yanlişlarini düzeltmeyi nasib eylesin.Fi emânillah

      Sil
  17. Adsız17 Eylül

    Çok kıymetli cevap ve yorumlarınız için teşekkürü borç biliyoruz. Hazreti Allah yar ve yardımcınız olsun. Sağolun, varolun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Estağfirullâh efendim.Rabbim cümlemizin yardımcısı olsun.

      Sil
  18. Adsız23 Kasım

    Selamün aleyküm 2 gün önce konyaya ziyaret için gittim bir eskici dükkanında çok güzel özenerek ve titizlikle yazılmış 50cm çapında çerçeveli vekfi şerif gördüm ve cüzi bir rakama aldım eve gelince inceledimki en son satırda kendi ismini ve yazdığı tarihi not düşmüş bende bu kişi kimdir acaba diye internete yazdım ve bu sayfayı gördüm bu vesile ile bu mübareği tanımış oldum Allah kendisinden razı olsun

    YanıtlaSil
  19. Adsız23 Kasım

    Selamün aleyküm 2 gün önce konyaya ziyaret için gittim bir eskici dükkanında çok güzel özenerek ve titizlikle yazılmış 50cm çapında çerçeveli vekfi şerif gördüm ve cüzi bir rakama aldım eve gelince inceledimki en son satırda kendi ismini ve yazdığı tarihi not düşmüş bende bu kişi kimdir acaba diye internete yazdım ve bu sayfayı gördüm bu vesile ile bu mübareği tanımış oldum Allah kendisinden razı olsun

    YanıtlaSil
  20. antalyadan selamlar. Şeyh Kemal Efendinin kitabında kendisinden başka halife olmadığı yazıyor. Fakat şuan istanbulda,ankarada,çorumda halife olduğunu söyleyenler var. yanlış anlaşılmasın ama birileri yalan söylüyor sanırım. biri bu konuya ispatlı açıklık getirebilirmi??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aleyküm selâm Muhterem Kardeşim.El Hakk doğrudur.Şeyh Efendimiz 89 yılında yazdığı Akdeniz Divânı adlı eserde bu konuya değinmiştir.Zira Dervişliği-Çavuşluğu-Nakib ve Nukabalığı-Halifeligi bu yol ve usul üzere geçmiş tek zâttır.Kendisi seyr-i sülukunu Ali Haydar Efendi hz.lerinden tamamlamış fakat icazetini Hacı Mustafa efendi hz.lerinden almıştır.Hacı Mustafa efendi hz.lerinin icazet verdiği başka halifeleride vardır.Fakat bu zâtların ikiside başka tarikatlerden icazetli oldukları halde geldiklerinden kendi usullerini icrâ etmişlerdir.Şeyhimiz Hacı Kemâl Efendi hz.lerinin bahsettiği mevzu budur.

      Sil