Ana Sayfa

3 Ağustos 2018 Cuma

SEYYİD AHMED ER RUFAİ (K.S)



Seyyid Ahmed el -Kebîr Rufâi,Nebiler vârisi,Evliyâlar sertâcı,Garip ve kimsesizlerin sığınağı ve hastaların Hekîmidir.Nesebleri sâhih,en yüksek Gavsiye mertebesinin sahibi,Tarîkat-ı Rufâiyye’nin Pîr’i ve kurucusudur.Dört Kutbu’l Â’zam’ın ikincisi olan Seyyid Ahmed el Kebîr(r.a) hazretleri Ebû’l alemeyn ismi ile ün yapmıştır.Yani iki âlemin babası <<Nûr’un ala Nûr>> demektir.
Hazret-i Pîr ,çok merhametli ve mütevazi ,derin ve duygulu  güzel bir hâle sahip,cefâlara müsibetlere sabırla,düşmanlarına dahî nasihatta bulunan,fukarâ ile düşüp kalkan bir ahlâka sahipti.
Künye-i âlileri Ebû’l Abbas’tır.Lâkabları Rufâi olup,silsile-i nesebleri ise ondördüncü göbek ile İmâm Mûsa Kâzım(r.a) Hazretleri yolu ile Şehîd-i Kerbelâ İmâm Hüseyin(r.a) Hazretlerine yetişir.Pederleri Seyyid Ali Ebû’l Hasan Hazretleridir.Medine-i münevvere’den göçüp Basra’da Ümmü Âbide adındaki kazaya gelerek yerleşmiştir.
Hicret-i Nebi’nin 512.senesi Muharrem ayının 21.Cuma günü Şehâdet âlemine teşrif etmişlerdir.Henüz yedi yaşlarında iken babası vefât eden Hazret-iPîr’i dayısı Seyyid Mansur hazretleri himâyesine alarak büyütmüştür.Dayısının isteği ile Basra’ya tahsil maksadı ile gönderilmiş,Şafiî âlimlerinden olan Ebû’l Fadl el-Vasitî’den ve Şeyh İshak şirazi’den Fıkıh ve Kelâm ilmi tahsil etmiştir.Ebû’l Fadl el- Vasitî’den 26 yaşlarında iken icâzet almıştır.
Mescidlerde ders okutup,vaaz vermeye başlayan Seyyid Ahmed el-Kebîr Rufâi (r.a) Hazretleri ‘nin vaazı esnasında mübârek kelâmlarını mescid dışındakiler de dinler,hayretlere düşerlerdi.İnkarcılar dahî şaşkına döner,dillerini ısırırlar idi.Bu meyanda erbab-ı sülûk vecde gelip raksa girerler idi.Huşû ehli ağlayıp benliklerinden geçerler idi.Mübarek sözlerinin açıklığından edibler edebi sezer,belagat erbâbı ,maarifinden;ilim ehli ise tahkikatından,hakîmler de açık kelâmlarından erbâb-ı kelâm,hakayıkından;bütün ehlullah-ı kibar hazeratı faydalanmışlardır. Hazret-i Pîr-i dest-i gir Seyyid Ahmed el Kebîr Rufâi (r.a) Tasavvuf’a biat edip nefs mücadelesine koyulmuş,nefsin bütün istek ve arzularına sed çeken Hazreti Pîr ,dünya ziynetine meyil vermeyip bütün güç ve kuvvet ile Tasavvuf’a hizmet etmeyi kendisine şiar edinmiştir.Bu gerçekler ışığı altında Tarîkatın Âdab ve erkânını öğrenip hırka ve tâcını mürşidi olan Şeyh Seyyid Ali Kâri Hazretlerinden kuşanmış,Mürşidlik hilâfetini alarak Ümmü Âbide kazasına yerleşerek meydana getirdiği tekkesinde halkı irşâd’a başlamışlardır.Bazı eserlerde Aliyyü’l Kâri’den hilâfet aldığı yazılıyorsa da bu hatâlıdır.Zira Aliyyü’l Kâri,Hicri 1016 yılında ölmüştür.Zâten Aliyyü’l Kâri,Tasavvuf büyüklerinin aleyhinde olan bir kimsedir.
Rivâyet olunur ki;Hazret-i Pîr,bir nutkunda dediler ki:
Tarîkatımıza bid’at girmemiştir.Bıkmadan usanmadan amel etmelidir.Aynı zamanda tarikatımız beş duyuyu zapt ve hıfz etmiştir.Her nefes aldıkça vakt’e riayet eylemelidir.Kalbi temiz tutmalıdır,buda bütün âzâlar ile Allah’ı zikretmek ile kâbil olur.Mâsiva ile dolu olan kalp,asla temiz olamaz

“Uyanık olun ki,kalpler ancak Allah’ın zikri ile mutmain olur”ayet-i Kur’aniye’sini okurlardır.
Yine devamla: “Tarîkatımız âyet-i Kur’aniye ve Aleyhisselatü ves’selam efendimizin sünnetidir.Derviş sünnet-i seniyye’ye uyduğu müddetçe  tarikatta sayılır” derlerdi.
Müşarileyh hazretleri,tâliblere “Ey Ashâbım” diye hitab ederlerdi.Ve derlerdi ki: “Sizler herkesle hoş geçinip,yumuşak huylu,sır saklar,Vâ’dinde aslâ kusur etmez,bütün ehl-i iman için duâcı olanlardan olunuz.Büyük küçük,zengin fakir herkese Efendi diye hitâb ediniz.Fakir,kimsesiz olan insanlara yararlı olmaya çalışınız” ve bunu sık sık, her mecliste tekrarladığı çok olurdu.
Yine Rivâyet olunur ki:Hazret-i Pîr hacca gitmek üzere yola koyulur.Medine-i Münevvere’ye vasıl olup huzûr-u Peygamber’in Babü’s Selam’ı önünde durarak:
(Esselâmu aleyküm Yâ Ceddî)
Diye selam verince kabr-i Resûlullah’tan :
(Aleyküm selâm yâ Veledî)
İltifatına mazhar olan Hazret-i Pîr “Ya Resûlallah şimdiye kadar ruhum gelip mübârek kadem-i şeriflerinize yüz sürüyordu,şimdi ise günahkar vücudumla huzurunuzda bulunuyorum.
Mübarek elinizi verinde yüzlerimi sürüp öpeyim.” Demesiyle beraber kabr-i Resulullah’dan yeşiller içinde olmak üzere sağ eli uzanınca ,edeb dâhilinde mübârek eli öpen hazret-i Pîr Seyyid Ahmed el –Kebîr Rufâi,kendinden geçip,yerde yuvarlanmaya başladığında bağırarak: “Allahını seven beni çiğnesin” diyordu.Orada hazır bulunan Gavsu’l Â’zam Seyyid Abdülkâdir ve Seyyid İbrahim Desuki(r.a) hazretleri koşarak yerde yatmakta olan Hazret-i Pîr’i kaldırıp teskin ediyor,yüzlerini ve gözlerini öpüyorlardı.
Böylece Seyyid Ahmed el-Kebîr Rufâi Hazretlerinin şanı yüce olup kerametleri  ve hikmet saçan kelâmları kıyâmete kadar devam edecektir.Merâk edenler İbn-i Celal hazretlerinin Celaü’s Sâda  kitabına müracat etsinler.
Hakk sübhanehu ve Teâla sırlarını takdis etsin,bizi ve ümmet-i Muhammed’i feyz-i Âlilerinden faydalandırsın.Amin.
Ömürlerinin sonunda bir karın ağrısına mübtelâ olan Hazret-i Pîr sık sık dışarı çıkarlar idi.Kendilerine “Günlerdir yeyip içmezsiniz,neden sık sık dışarı çıkıyorsunuz?” sorusuna : “Bu çıkan eriyen etlerdir,şimdi onlar sona erdi.İlik’ten başka bir şey kalmadı.Bu gün o da biter,yarın huzûr-u Rabbü’l âlemin’e kavuşuruz” dedi.Hicret-i Nebi’nin 571.senesi Cemaziyel evvel’in 22. Cuma gecesi sabaha karşı vefât etmiştir.Allah Teâla ondan razı olsun.

Rufâiyye Silsilesi:
1-Hazret-i Hasan-ı Basri(r.a)
2- Hazret-i Habib-i A’cemi(k.s)
3- Hazret-i Davûd-u Tâi(k.s)
4- Hazret-i Marûf-u Kerhî(k.s)
5- Hazret-i Seriyy-i Sekadi(k.s)
6- Hazret-i Ebû’l Kâsım Cüneyd-i Bağdadî(k.s)
7-Şeyh Ebûbekir Şibli Ca’fer bin Yûnus(k.s)
8-Şeyh Ali A’cemi(k.s)
9-Şeyh Ali el- Berberî(k.s)
10-Şeyh Ebû Ali Gulam bin Terkâni(k.s)
11-Şeyh Ebû’l Fazl bin Bağdadî(k.s)
12-Şeyh Ali Kârî Vasıtî(k.s)
13-Hazret-i Seyyid Ahmed el- Kebir Rufai el Hüseyni bin Seyyid Ali(r.a)

Seyyid Ahmed el-Kebîr’in vefatından sonra ,tarikat bir kısım şubelere bölünmüştür.Onlarda şunlardır:Ma’rufiyye,Harîciyye,Nûriyye,Keyyâliyye,Zeyniyye,Sayyadiyye,Cebertiyye,Azîziyye,Vasîtiyye,Cendeliyye,Fazliyye,Aslâniyye,Katnâniyye.
En doğrusunu Cenâb-ı Hakk bilir.

KAYNAK: ŞEYH KEMAL AKDENİZ-TASAVVUF VE MARİFETULLAH

2 yorum:

  1. Dervişler önderi hemde Sultânı
    Meded Yâ Rufâi kapına geldik
    Âşıkların cânı cânda cânânı
    Meded Yâ Rufâi kapına geldik

    Himmetin gelirmiş Basra ilinden
    Hikmet dökülürmüş tatlı dilinden
    Hakka yol gidermis senin elinden
    Meded Yâ Rufâi kapına geldik

    Hayya azar olur seni görünce
    Ateş gülzâr olur seni deyince
    Kılıç kesmez olur sırrın gelince
    Meded Yâ Rufâi kapına geldik

    Sendedir merhamet sendedir erkân
    Tarikatın olmuş merkez-i irfân
    Cihâna ün salmış sendeki bürhân
    Meded Yâ Rufâi kapına geldik

    Dervişoğlu seni Pîri belledi
    Fedâ olsun sana cân ile teni
    Kapından ihvânı döndürme geri
    Meded Yâ Rufâi kapına geldik

    YanıtlaSil
  2. Yâ Rufâi kerem eyle
    Hemen Dergâhına geldim
    Tut elimden meded eyle
    Hemen Dergâhına geldim

    Mahrum etme cemâlinden
    Nasibdar kıl kemâlinden
    Irak düştüm visâlinden
    Hemen Dergâhına geldim

    Ayakların tozu olsam
    Yüze sürüp şifâ bulsam
    Kapın eşiğine yatsam
    Hemen Dergâhına geldim

    Aklım fikrim seninledir
    Virdin dâim dilimdedir
    Necat senin elindedir
    Hemen Dergâhına geldim

    Dervişoğlu hayli zaman
    Perişandır hâli yaman
    Yetişe derdine dermân
    Hemen Dergâhına geldim

    YanıtlaSil