10 Temmuz 2018 Salı

HACI KEMÂL AKDENİZ EFENDİ (k.s)


Hacı Kemâl AKDENİZ efendi hazretleri 1923 yılında Çorum'da dünyaya teşrif etmişlerdir.
Neseb-i Âli'leri İmâm Hüseyin neslinden Medineli Şeyh Muhammed Zührevî hazretlerine dayanır.
Büyük dedeleri Medine'den Erzurum-Erzincan arasında bir mevkiye hicret etmişler ve uzun yıllar burayı mesken tutmuşlardır.Sülâle olarak "KURTBOĞAN ŞEYHLER" olarak bilinen bu sülâleden vefât edenler, Medineliler kabristanı olarak bilinen yüksek bir tepeye defnedilirlermiş.Yöre halkı tarafından o kabristanda bazı gecelerde etrafı aydınlatan bir ışık müşâhede edildiğinden buranın bir ziyaretgâh olarak kabul edildiği rivâyet edilmektedir.
93 harbi olarak bilinen Osmanlı-Rusya harbinden mütevellid Şark vilâyetlerinde olan karışıklıklardan Çorum'a hicrete mecbûr olmuşlardır.
Babası Cemâl efendi Melâmi dervişlerinden ittikâ sahibi bir zât idi.Vâlidesi sâliha bir hanım olan Nazife Hanımdır.
Küçük yaşlarda Babası Cemâl efendinin işi münâsebetiyle Kırıkkale kazasına yerleşmişler ve ömürlerinin sonuna kadar bu vilâyette ikâmet etmişlerdir.
1942 senesinde Çorum'un Meşhûr Şeyhi Hacı Bekir Baba'nın halifesi olan Ahıskalı Ali Haydar efendiye biât edip ahz-ı tarîk eylemişlerdir.
Henüz askere gitmeden Şeyhi tarafından Nakîb icâzeti ile mücâz kılınarak İtikâf'a alınmışlar, Şeyhi Ali Haydar efendinin teveccühünü kazanmışlardır.Ali Haydar efendinin köy-kasaba-vilayet seyâhatlerinde hep yanında bulunmuş.15 sene bu zâta hizmet eylemişlerdir.
1955 yılında Şeyhi Ali Haydar Efendi tarafından Nukâbalık icâzeti ile müşerref olmuşlardır.

Hacı Kemâl efendi hz.lerinin İntisabı-Dervişliği-Çavuşluğu-Nakibliği-Nukabâlığı Ali Haydar efendi döneminde olmuştur.Hatta Çorumda Ali Haydar efendinin o vakit Nukabâsi olan Hacı Mustafa efendi,Bayburtlu küçük Mustafa efendi,Yozgat müftüsü Haşmet Hafız gibi toplamda 7 kişi ile Ali Haydar efendi hz.lerinin gözetiminde Çile-Sülük çıkarmışlardır.1955 yılında sülükten sadece Hacı Mustafa efendi ve Hacı Kemâl efendi çıkmışlardır.O yıl Hacı Mustafa Efendi hz.lerine İcâzeti verilmiş fakat 40 yaşından küçük olan Hacı Kemâl efendi hz.lerine icâzetinin verilmesi yol teâmülleri gereği Hacı Mustafa efendiye nasib olmuştur.Bu olay Tekke usulünde "Çeyizleme"tabîr olunur.Yani Sülükü ikmâl eden bir dervişin Şeyhi vefât ederse icâzeti daha sonra Şeyhinin en büyük halifesi tarafından verilir. Her ne kadar berâber ikmâl-i Sülük etmişlerse de Hacı Kemâl efendi hz.leri Çorumlu Mustafa efendiye biât edib büyük hürmet göstermiştir.Kendisinden dâimâ Şeyhim Üstâdım diye bahseder ve :" Cihân'a Hacı Mustafa efendi gibisi bir daha zor gelir" buyurmuşlardır.

1957 yılında âhirete irtihâl eyleyen Ali Haydar Efendiden sonra Halifesi olan Çorumlu Hacı Mustafa efendiye biât eyleyip vahdeti muhâfazâ eylemişlerdir.
1970 yılına gelince Hacı Mustafa efendi bizzat Kırıkkale'ye gelip makamın emri ile acele merâsimin icrâsının yapılmasını emir buyurmuşlardır.
Çorum'da diğer meşâyıh ve tarikât erbâbınında bulunduğu yaklaşık 1000 kadar cemââtin içinde Yolumuzun Kadîm usûlü olan Hırka-Tâc giydirilip Kemer kuşanmışlar ve icâzetnâmesini alarak irşâda başlamışlardır.
Hatta Merzifondan gelen Garip Hafız hazretleri bizzât tebrik edib duâ buyurmuşlardır.

Hacı Kemâl efendi Tekke usûlünü bilen,yolun inceliklerine vâkıf,yolun esaslarından tâviz vermeyen ilim sâhibi bir Şeyh idi.
Hacı Mustafa efendi kendisi için icâzet merâsiminde dervişlere hitâben : "Kemâl efendi küçük yaşından itibaren Tekke'den hiç çıkmadan hizmet ederdi.Tarikât-ı âliyye yeryüzünden kalksa bu Kemâl efendi onu tekrar yeryüzüne çıkartır.Onda dünyâ kadar ilim vardır.Bugün öyle bir adama hilâfet veriyorum ki Cihânı idâre eder!"buyurmuşlardır.

Hacı Kemâl efendi hazretleri ahlâk-ı hamidesiyle dâima örnek olmuş büyük bir Mürşid-i Kâmil'dir. Meclisinde üçüncü şahıslar hakkında menfi bir konuşmaya aslâ müsâde etmezler,kişinin başkaları ile değil kendi kusuru ile uğraşması gerektiğini salık verirlerdi. 
 Edeb'e çok büyük ehemmiyet verirler ve dervişânını edeb konusunda dâima zinde tutarlar idi.

 Efendi hazretleri siyasete aslâ girmemişler, Şöhretten dâimâ ictinâb etmişlerdir. Hazine-i İnsân ve Kâinat adlı eserinde:"20.yy ın Tasavvuf erbâbı gösteriş yolunu tutup,Mason ve sol cenâhın gazete ve mecmuâlarında boy göstermeye başladılar.Allah Teâlâ'da onların heybetini aldı" buyurmuşlardır.

 Efendi baba hazretleri Zikir usûlü ve erkânını 1942 yılında Ahıskalı Ali Haydar efendiden bizzat tâlim eylemişlerdir. Halaka-i Zikrin nizâm ve intizâmına büyük ehemmiyet verir bu konuda aslâ taviz vermezler idi. Yolumuza intikâlen gelen Kâdiri-Rufâi usulünden başka Bedevî zikri ve Desukî zikrini mükemmel şekilde icrâ ederlerdi. 



 Gençlere büyük ehemmiyet verir onları namaza,ana babaya itâât etme konularında teşvik ederdi. Ömrü ümmet-i Muhammedi irşâd için sohbet,seyahât,zikrullah ve kitap telifleri ile geçmiştir. Tasavvuf ve Marifetullah eserini 1985 yılında bizzât Hz.Pîr Abdulkâdir Geylâni efendimizin emri ile yazdığını kitabında bahsetmiştir.Bu eseri Tasavvuf Profesörü olan bir zât Üniversite kürsüsünde okutmak için kendisine mürâcât etmiş fakat kitabı inceleyen kurul Bu kitâbın içeriğinin çok teferruâtlı ve mânevi hallerden bahsettiğinden dolayı talebelere izâhat konusunda zorlanacaklarından vazgeçilmiştir. Dönemin Kültür Bakanı Namık Kemâl ZEYBEK beyefendi de telif ettiği eserlerden dolayı kendilerine Bakanlık olarak bir külliye yaptırmak istemişlerse de Efendi hz.lerinin hastalığı nedeniyle bu iş nasib olmamıştır. 
 Yine Hz.Ali efendimiz mânâ âleminde : "Beni halka anlat" buyurması üzerine Şâh-ı Velâyet İmâm-ı Alî Veche-i Âhir adlı eseri kaleme almışlardır. 

 Yolumuzda kadîm bir gelenek olan Muharrem ayının 10.günü Aşure Günü münâsebetiyle kendi hânesinde Dervişânâ Âşure kaynattırır.Bekir Baba'dan intikâlen gelen ve Şeyhinden tâlim ile kaynayan aşurenin duâsını yapar.Mehir vurmâ tabir olunan Tekke geleneğini devâm ettirirdi.



Efendi hazretleri asrımızın yetiştirdiği Tekke eğitimi görmüş büyük bir Mutasavvıf olduğundan Bir çok Tasavvuf akedemisyeni kendisine bilgi almak için mürâcât etmişlerdir. Ülkenin farklı vilâyetlerinde bir çok Meşâyıh ile dostlukları olmuştur. Nakiblik ve Nukâbalık dönemlerinde Ali Haydar efendi hz.lerinin emri ile seyâhatlerde bulunmuşlar ve ziyâret ettiği Zevât tarafından Edebinden mütevellid taltif edilmişlerdir. Pir-i Destgîri olan Seyyid Ahmed er Rufâi hz.leri gibi kendi nazarında öven ve yerenler hep bir olmuşlar. "Eller yahşî biz yaman,Eller buğday biz samân" düsturunu Şeyhi Ali Haydar efendiden öğrendiklerini söylemişlerdir. 


Efendi hazretleri hilâfet aldığı 1970 yılından vefâtınâ dek Ülkenin bir çok şehrinde dervişâna hizmete koşmuş, Hâdim'ül Fukârâ tabirini yaşayarak göstermiştir. Kırıkkale-Ankara-İstanbul-Çankırı-Kastamonu-Yozgat-Konya-Diyarbakır-Erzurum-Erzincan-Bursa-Sivas-Kayseri-Çorum gibi vilâyetlerde bulunan ihvânının tüm dertleriyle hemhâl olmuşlardır.

Mübârek yüzü ay gibi parlar, sohbeti gönüllere şifâ verirdi.
Lisânının hâlâveti hâlâ dillerde anlatılır.


İlim irfân menbâı olan Hacı Kemâl efendi Divân sahibi sufîlerdendir.

Müellifi olduğu Eserler şunlardır;

*Tekke'den Gelen Ses

*Tasavvûf ve Mârifetullah

*Akdeniz Divânı

*Şâh-ı Velâyet İmâm-ı Alî veche-i âhir

*Hazine-i İnsân ve Kâinat

Aynı zamanda hattat olan Hacı Kemâl efendinin mübârek elinden çıkmış onlarca hat levhâları mevcuttur.

1993 yılında hastalanmışlar bir süre sonrada Hakka rıhlet eylemişlerdir.
Mübârek bedeni Yahşihân'da Aile kabristanına sırlanmıştır.

TÜRBE KONUMU (Tıklayınız) 




EFENDİ HAZRETLERİNİN DİVÂNINDAN BİR ÖRNEK

Gönül evinin esrârını, bilip, sezen duyan gelsin
Derünû ateş-i aşka yanûp, visâl olan gelsin!

Erenler sözün işidüb, hicab perdesin açanlar

Gûsledüb aşk şarabından, pâk-u tâhir olan gelsin!

Hamdülillah işaretle, fenâ buldu kesretimiz

Bekâ bezmine eriştik, küntü kenzi duyan gelsin!

Kâbe kavseyn zümresini görenler hep bekâ buldu

Ev ednâ esrarın tende, mânâyı Hak gören gelsin!

Uzak durma gel dediler, hilâfet mührün verdiler

Var git irşâda dediler, ağlayub yaş döken gelsin!

Ledünni ilmi okunan mekteb-i irfanı bulduk

Ene'l Hakk sözü edilir, bu rumûzdan duyan gelsin!

Nice menziller kât ettik, Pîr'imi hazırda bulduk

İkilikten olub azâd, birliğe yetenler gelsin!

Can tohumu saçanların, biz biliriz işlerini

Makâmını tamam edüb, edeb erkân bilen gelsin!

Kudret eli bize yetti, kandilleri yaktık burda

Binbir yüzden bir görünen, kendi özün bilen gelsin!

Bu kubbe içinde Kemâl ,günahkâr yok senden gayri

Aşk zincirin boynuna takıp, cânını âna veren gelsin!





Rabbim Feyzini üzerimize sâyebân eylesin.Âmin

Kırıkkale Kâdiri-Rufâi Dergâhı
Mânevi Evlatları

15 yorum:

  1. Himmeti üzerimi olsun koca sultanın..

    YanıtlaSil
  2. Övmeye kelime bulamam seni şeyhim.Kıymetini bilemedik,dediklerin bir bir çıktı...

    YanıtlaSil
  3. Nice yıl firkat oduna yandım
    Benim cânım idi Kemâl efendi
    Geceler âh edüb biçare kaldım
    Benim vârım idi Kemâl efendi

    Bilsem ıraklarda beklese beni
    Aşar geçerim dâğ ve selleri
    Gönlümün sahibi bulurum seni
    Benim yârim idi Kemâl efendi

    Edeb timsâliydi heybeti çoktu
    Sanırsın cihânda benzeri yoktu
    Gönlümün içine ateşler attı
    Benim nârım idi Kemâl efendi

    Ah ne olaydı düşümde görsem
    Yüzümü mübarek eline sürsem
    Bastığın turâbtan sürmeler çeksem
    Benim çeşmim idi Kemâl efendi

    Velâyet yüzünde zahir olmuştur
    Kerâmet ilminde mâhir olmuştur
    Derdmend olan devâ bulmuştur
    Benim şifâm idi Kemâl efendi

    Dervişoğlu seni dâima anar
    Kapanmaz oldu yâresi kanar
    Dahîlek Sultanım eylesen tımâr
    Benim çârem idi Kemâl efendi

    YanıtlaSil
  4. Yâhşihân elinde Bir Sultan yatar
    Kemâl efendim sana kurban olayım
    Hânedan neslidir mübarek yatır
    Kemâl efendim sana kurban olayım

    Hilal kaşlarında ceddinin izi
    Nazar eylerdi müride gözü
    İlm-i irfândı dâimâ sözü
    Kemâl efendim sana kurban olayım

    Şeyh Muhammed Zührevi soyu
    Hâlim Selim idi ahlâkı huyu
    Orta halliydi endâmı boyu
    Kemâl efendim sana kurban olayım

    Cemâlin nuru güneşte yoktu
    Velîler içinde benzeri yoktu
    Edeb timsâli heybeti çoktu
    Kemâl efendim sana kurban olayım

    Dervişoğlu ,Dervişinin evlâdı
    Gönlünü dâim sana bağladı
    Seni anmadan çekermi evrâdı
    Kemâl efendim sana kurban olayım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adsız21 Kasım

      Hacı Kemal Akdeniz efendinin Şâh-ı Velâyet İmâm-ı Alî veche-i âhir adlı eseri dışında tüm eserlerine ulaşabildim. Fakat mezkur eseri internet de dahil ne gördüm ne de işittim. Nereden temin edebileceğim hakkında bilgi verirseniz sevinirim. Selam ve dua ile...

      Sil
    2. Muhterem kardeşim,Mezkûr eser matbu değildir.El yazması olarak mevcuttur.Tab ettirmek nasib olmadı.

      Sil
  5. Kasım ayı hazan vurdu bağıma
    Neredesin Babam duy sesimi !
    Karlar yağıyor gönül dağıma
    Neredesin Babam duy sesimi !

    Dışım gülsede gönlüm suskun
    Nazar eylesen ciğerim pişkin
    Divâne eylermiş senin aşkın
    Neredesin Babam duy sesimi !

    Açtım gözümü seni gördüm
    Hakka rehnümâ seni bildim
    Ardın sıra koşup gittim
    Neredesin Babam duy sesimi !

    Şâhım efendim Babam cânım
    Akdeniz oğludur benim efgânım
    Dervişoğlu nâlân olmuş Sultânım
    Neredesin Babam duy sesimi!

    YanıtlaSil
  6. Ne hâle koydun beni
    Haberin varmı güzel ?
    Soldurup gittin teni
    Haberin varmı güzel ?

    Sen yârine gittin
    Yâri sen olan netsin
    Kimin peşine gitsin
    Haberin varmı güzel ?

    Söylerim seni dâim
    Aşkınla oldum kâim
    Gayrından ettim sâim
    Haberin varmı güzel ?

    Ey Efendim âl-i şân
    İsterim ki kavuşam
    Dervişoğlu perişân
    Haberin varmı güzel ?

    YanıtlaSil
  7. Yara benim kardeş merhem ararım
    Yârimden bir haber duyanlar varmı
    Hayli zaman oldu onu sorarım
    İzini görenler bilenler varmı

    Yirmibeş yıl oldu gitti buradan
    Gözüm yaşta koydu oldum perişân
    İsterim mahşerde kavuştur Mevlâm
    Dergâhına gelip duranlar varmı

    Firâkın nârıyla oldum divâne
    Nazar eyle bâri bu kemterine
    Hatıran yâd edüb döndüm pervâne
    Yanmak için şem'i bilenler varmı

    Dervişoğlu mahzûn hayli zamandır
    Onulmaz yâresi derdi yamandır
    Şeyhim Kemâl Hekim hemi Lokmandır
    Merhemini alub sürenler varmı

    YanıtlaSil
  8. Bu diyardan geçti bir merd-i meydân
    Himmet et bizlere ey Kemâl Sultân
    Senin gibi görmez bir daha cihân
    Himmet et bizlere ey Kemâl Sultân!

    Sorarsan evliyâ hâk-i pâyidir
    Aslına bakarsan Kenz-i mahfidir
    Benim şeyhim ölmez elân diridir
    Himmet et bizlere ey Kemâl Sultân!

    Ceddi Mustafadır Ahmed-i Muhtar
    Yolu Hakkın yolu tarikı şuttâr
    Çeşmi leyli idi vücûdu nehâr
    Himmet et bizlere ey Kemâl Sultân!

    Sefil mahlasıyla yazdı nâmeler
    Okunurdu dâim şendi hâneler
    Dervişoğlu nerde o divâneler
    Himmet et bizlere ey Kemâl Sultân!

    YanıtlaSil
  9. Ey benim cânım efendim
    Derdime derman sendedir bildim
    Nicedir vuslat hayal ederim
    Gönlüme şifâ sendedir bildim

    Hançeri göğsüme sapladın benim
    Gönlümü harâb eyledin benim
    Bitâb oldu konuşamaz dilim
    Yâreye merhem sendedir bildim

    Saçılmış kuru gazele döndüm
    Yüzümü ancak tekkene döndüm
    Devrân kurub da pervâne döndüm
    Aşkın şerâbı sendedir bildim

    Dervişoğlu aciz hemde biçare
    Durmadan arıyor derdine çare
    Çeyrek asırdır bekler âvâre
    Gözüme ziyâ sendedir bildim

    YanıtlaSil
  10. Rabbim kavustursun ins

    YanıtlaSil
  11. tab eden babayiğit yokmudur ümmet istifade etsin.amel defterine nakşetsin

    YanıtlaSil

Nüşşabi

Mısır ulemâsının büyüklerinden, şeriat ve tarikat ilimlerini cem etmiş; Ebu’l-Me‘ârif künyesiyle meşhur olan âlim, muhaddis, fakih, hatip ve...