13 Temmuz 2018 Cuma

NEFSİNİ BİLEN,RABBİNİ BİLİR!


Kudsî hadîsde gelir ki :
“İnnallahe cemîlün yühıbbül cemâl” Cemâl ve kemâle muhabbet O’nun sıfat-ı kadîmesidir; işte bu muhabbet ezelî ve meyil lemyezelîdir. Hilkatta âlemden murat, zuhûru haktır; âlem-i gayb el guyub’da sır-rı ahfâda olan sıfatlarını münasib vücûdlarile suretde ve zuhurda getirdiği ayân ola. Böylece de malumdur ki, bu hilkatdan murat, mârifetullâhi teâlâdır. Cenâb-ı Dâvûd aleyhisselâm, münacatında buyurdular ki : “Ey benim Allah’ım! Bu insanları neden yarattın?” diye sır-rı hilkattan, yani icabetden sual sorunca Cenâb-ı Hak teâlâ Hazretleri bu suale karşı buyurdular ki : “Küntü kenzen mahfiyyen fe ahbebtü en u’rafe fe halaktü’l-halka li ya’rifünî” demek oluyor ki “(Yâ Davud! Ben bir gizli hazine idim, sevilmek ve bilinmek için bu kainatı halk eyledim.” diye cevabda bulundular. Burada ismi geçen ( kenz-i mahfî ) Cenâb-ı Hakkın zât-ı pâkine işarettir.


Mâlum olduğu üzere insan, rûh ile cesetten ibârettir. Rûhu dolayısiyle âlem-i âlâya, cesedi itibariyle de Arz-ı süflâya nisbeti ve meyli vardır. Nisbet-i rûhiyye insanı rûhaniyyeti cihetinde, nisbet-i cesedâniyye de yine insanı tabiat cihetine cezb-ü sevk eder. Âyet-i Kur’âniyede gelir ki :

“Biz hakikaten insanı şekl ü şemâili ve sûret ü mânâsı itibariyle ahsen-i takvîmde yarattık. Sonra da onu esfel-i sâfilîne reddeyledik.” (1) Yani genç iken ihtiyarlattık, güzelken çirkinleştirdir, masûm ve sâlih iken kör ve fâsık kıldık. Şu halleri de imân etmeyişinden ve sâlih amellerde bulunmayışından yaptık. Fakat mü’min olanları ve iyi amellerde bulunanları böyle yapmadık. Onlar için ecir ve sevâb vardır. Hem öyle bir ecir ki, ona nâil olduklarından dolayı kendilerine minnet tahmil edilmeyecek, başlarına kakılmayacktır, buyrulmaktadır. Âyetde beyan olunduğu üzere iki halden birincisi (ki, esfel-i sâfilînde mekan tutmaktır.) insanın tabiat âlemine saplanıp kalması demektir.

1- Tîn Sûresi 4-5
Kaynak: Hazine-i insân ve kâinat.Şeyh Kemâl Akdeniz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nüşşabi

Mısır ulemâsının büyüklerinden, şeriat ve tarikat ilimlerini cem etmiş; Ebu’l-Me‘ârif künyesiyle meşhur olan âlim, muhaddis, fakih, hatip ve...