9 Temmuz 2018 Pazartesi

TASAVVÛF YOLU GEREKLİMİDİR?


SUÂL :

Şimdiye kadar olduğu gibi bundan böyle de, tasavvuf ve tarikat büyüklerini, yol gösterici bir şeyh ve mürşid olarak benimsemek, onlara intisâb etmek doğru mudur? İslâmî emir ve yasaklara uygun bir davranış mıdır?


EL-CEVÂB :

Tasavvuf ve tarikat şeyhlerini, mürşid olarak tanımak, onların irşâd ve işâretlerine göre özümüzü, sözümüzü ve davranışlarımızı düzenlemek şer'-i şerife uygun, güzel ve hattâ herkes için lüzumlu bir husûstur.
Kendisine ma'nevî kir ve bulanıklıktan âzâde «kalb-i selim» (eş-Şu'arâ (26), 89) ihsan edilmeyen kişinin, kâmil bir şeyh ve mürşidden gönül hastalıklarından kurtulma çârelerini öğrenip uygulaması vâciptir.
Zâhiri ilimleri öğrenmenin lüzûmuna gelince; kalbi kirleten ve gönül hayâtını körelten duygulardan arınabilmek için bu ilimleri öğrenmekten müstağni kalmak mümkün değildir. Gelmiş-geçmiş büyük âlimlerin pek çoğu, zâhiri ilimlerde kemâle erdikten sonra, ma'nevi hayâta girmişler, seyr ü sülük sonunda terakki ederek irşâd mevkii'ne yükselmişlerdir. (Tuhfet-i İbn-i Hacer min kitâbi's-siyer)
«Aklı başında ve âlim olan kimselerden, doğru yolu göstermelerini isteyiniz. Ki doğru yolu bulabilesiniz. Onları dinleyin. Söz ve nasîhatlarına uyun. Gösterdikleri yoldan dışarı çıkmayın. Aksi halde pişman olursunuz.» -Hadîs-i Şerîf-
«Mü'min mü'minin aynasıdır.» -Hadîs-i Şerîf-
«Şeyhi olmayan kimsenin şeyhi şeytandır.» - Bâyezîd-i Bistâmî -
Bir başka ifâde ile de:
«Kılavuzu olmayan kişinin yol göstericisi şeytandır» denilmiştir.
Nitekim İmam Kuşeyri meşhûr Risâle'sinde şöyle buyurmaktadır:
«Bakıcısız ve bahçıvansız, dağbaşında, kendiliğinden büyüyen ağaç, yaprakla donansa bile meyve vermez. Meyve verse de lezzeti, bağ ve bahçe meyvelerinin lezzeti gibi olmaz. Böyle bir ağaç bir yerden diğer bir yere nakledildiği zaman hem çok güzel olur, hem de bol meyve verir. Çünkü ona emek verilmiş ve üzerinde tasarruf vukû bulmuştur.

Şer'-i şerif, köpeklerin bile eğitilip terbiye edilebileceğini kabûl etmiş, öldürdüğü veya yakaladığı av hayvanının helâl olabilmesi için, bu konuda yetiştirilmesini şart koşmuştur. Aksi takdirde sıradan bir köpeğin getirdiği avın eti yenmez. (Rûhü'l-beyân)

Muhakkak ki köpek, hayvanların temiz olmayanlarından biri, et ve et ürünlerine karşı da en muhteris olanıdır. Buna rağmen o bile terbiyeyi kabûl edip eğitilebiliyor, onun ete ve kemiğe karşı olan ihtiras ve arzûsu kırılabiliyor da, mahlûkâtın madden ve ma'nen en şereflisi olan insanın bunu kabûl etmemesi nasıl düşünülebilir? Bu yüzden meşâyih-i kirâm: «Kurtarıcısı ve yol göstericisini görmeyen ve bulmayan kişi kurtulamaz» buyurmuşlardır.
Bizim için, Rasûlüllah'ın hayâtında ta'kîb edilmesi gereken en güzel örnekler vardır. Bu sebeple Rasûlüllah'ın muhterem ashâbı bütün ilim, edep ve ahlâki davranışlarını, Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz'den almışlardır. Bir kısım sahâbeden «def'-i hâcet şekline varıncaya kadar her şeyi biz AlIah'ın Rasûlü'nden öğrendik» haberi rivayet edilmiştir.
Fahreddin-i Râzi ise: «Bizi dosdoğru yola ilet» âyet-i kerimesinde Cenâb-ı Hakk sâdece «sırâta'l-müstakim» ifâdesi ile iktifâ etmemiş, peşinden «Kendilerine ni'met lütfettiğin kimselerin doğru yoluna ilet» ibâresini ilâve etmiştir. Bu durum, müridi, vuslata, hidâyet makamlarına ve mükâşefeye götürecek bir yolun bulunmadığına, ancak kendisini doğru yola sevk edecek, yanlışlık ve sapıklıktan koruyacak bir şeyh ve mürşide uyması hâlinde hidâyetin gerçekleşebileceğine delâlet eder demektedir.
Bu eksiklik ve ihtiyaç bütün varlıklar için geçerlidir. Zira onların akılları hak ve hakikatin idrâkine, doğruyu eğriden ayırma gücüne yeterli değildir. Bu sebeple, eksik ve kendi kendine yeterli olmayan kimselere, kendisine uyulan ve yol gösterici olan kâmil bir mürşid gereklidir. Ki böylece onun eksik aklı, mürşidin kâmil aklı ve doğru tavsiyeleri ile takviye edilsin. O da böylece sa'âdetlerin yoluna ve kerâmetler basamağına ulaşabilsin. Bu gerçeğe işâret etmek üzere: «Önce arkadaş sonra yol» denmiştir. Adı geçen
ifâdeler ışığında: Herkes için hem hissi, hem de ma'nevî bir mürşidin bulunmasının zarûrî olduğu söylenebilir. (Tefsiru'l-kebir)

Kaynak: Ömer Ziyaüddin Dağıstani( Fetevâ-i Ömeriyye)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nüşşabi

Mısır ulemâsının büyüklerinden, şeriat ve tarikat ilimlerini cem etmiş; Ebu’l-Me‘ârif künyesiyle meşhur olan âlim, muhaddis, fakih, hatip ve...