3 Ağustos 2018 Cuma

HALLAC-I MANSUR (K.S)




Tasavvufda kuvvetli bir cezbeye düçâr olan,evliyâlar arasında seçkin yeri olan Hallâc Mansûr(k.s.) Hazretleri,Hicretin 331.senende Irak’ın Fâris-i Beydâ şehrinde doğmuşlardır.Adı Hüseyin,Künyesi Ebû Muğis’tir.Babası Mansûr isminde takvâ sâhibi bir kimse idi.
İlk tahsilini yaptıktan sonra,içinde kor gibi yanan bir ateş onu yerinde durdurmuyordu.İlk zamanlar pamuk satan Hallâc Mansûr Bağdâd’a gelerek asrının ulu şeyhlerinden Ahmed Nûrî,Amr bin Osman Mekkî ve Fûtî(k.s.) gibi zâtların sohbetlerine devâm etmiştir.Hepsinden ayrı ayrı feyz almış,irşâd olmuştur.
Bu zâtın hâli şaşılacak bir durum arzetmektedir.Kendi görüş ve inanışına göre bir yol tutmuştu.Öyle idi ki,kendisinde zuhûr eden cezbenin ateşinden kıvranıyor,ama hâlini hiçbir kimseye açıklamıyordu.Hatta öyle hâle geldi ki,bâzı Şeyhlerin onu meclislerinden kovdukları görüldü.Ve dediler ki:Hallâc Mansûr ,Tasavvufda geri kaldı.Hazret-i Şeyh,şiddetli mücâdelelder,çetin ve tahammülü zor riyâzetler ve görülmemiş kerâmetler sâhibi,himmetli bir velî idi.İbâresi güç kelimeler,birbirine karışık hakîkat,sırr-ı esrâr ve mânâ âlemine dâir çekinmeden ifşâda bulunuyoar,görenleri ve işitenleri hayrette bırakıyordu.Bu hâlleri yakînen gören büyük velîlerden İbn Atâ,Abdullah Hafîf,Şiblî,Ebû’l Kasım,Nasrabâdî ve sonradan gelen şeyhlerin hemen hepsi onu kabul ettiler.Ve yine Şeyh Ebû Saîd,Ebû’l Hayr,Şeyh Ebû’l Kasım Cürcânî,Şeyh Ebû Ali Fârmedî ve İmâm Yusuf Hemedânî(k.s.)hazerâtı,onun hzl ve makâmını anlamışlardır.Bâzı Şeyhler ise ne deoğru nede yanlış demeden çekindiler.Zâhir âlimleri ise küfrüne fetvâ verdiler.
Asrın ünlü velîlerinden Abdullah Hafîf (k.s.) Hazretleri dediler ki:<<Hüseyin Mansûr büyük âlimdir.>>Şeyh Şibî(k.s.) Hazretleri ise şöyle buyurdular:<<Ben ve Hallâc Mansûr aynı şeyiz.Ammâ bana deli dediler,ben kurtuldum.Onun aklı ise kendisini helâk etti.>>Bu zâtın doğruluğuna şâhid olarak bu iki velî zannımca kifâyet eder.
Rivâyet olunur ki,Gavs-u Geylânî Seyyid Abdulkâdir(k.s.) Hazretleri,bir sohbet esnâsında Hallâcı Mansûr’dan bahsediyordu.Hazret-i Pîr mübârek parmağını kaldırarak:<<Eğer ben Hallâc Mansûr’a yetişmiş olsaydım,onun düştüğü berzâh âleminden tutar çıkarırdım.>>diye buyurmuşlardır.
Asılacağı sabah,öldürmek için götürmeye geldiler.Ellerini zincirle beline bağladılar.Ellerine bağlanmış olan zincir ona padişâh madolyonu gibi geldi.Durmadan gülüyor hâline seviniyordu.Bu sırada şöyle konuştuğu duyuldu:Bir olan Cenâb-ı Hakk’ın tek olduğunu bilmek,onun birliği için kâfidir,diyerek şu âyet-i Kur’aniye’yi okudular.<<Ona inanmayanlar gelmesi için acele ederler.Ama ona inananlar onun gelmesinden korkarlar ve bilirler ki,O şüphesiz haktır.(Şûrâ.18)>>Bundan sonra bir daha konuşmadılar.Hicretin 309.senesi Zilkade ayının 28.Salı günü Bağdâd’da Talk kapısı önünde idâm edilmişlerdir.
Yâ Rabbenâ yessir lî’l münâcât ve’l müşahedât.
Allahu Teâla hazretleri Ondan râzı olsun.âmin.
En doğrusunu Cenâb-ı Hakk bilir.

KAYNAK: ŞEYH KEMAL AKDENİZ-TASAVVUF VE MARİFETULLAH

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nüşşabi

Mısır ulemâsının büyüklerinden, şeriat ve tarikat ilimlerini cem etmiş; Ebu’l-Me‘ârif künyesiyle meşhur olan âlim, muhaddis, fakih, hatip ve...