3 Ağustos 2018 Cuma

İBRAHİM EDHEM (K.S)




Dünya ve ahretin Sultânı,inzivâ âleminin,varlık sarayının bir tek hazînesi,insan ikliminde evliyâlar önderi İbrâhim bin Edhem bin Mansûr(k.s.) Hazretleri,Belh şehrinde Hicretin 166.senesi dünyaya teşrif etmişlerdir.Babası Belh şehrinin pâdişâhı idi.Künyesi Ebû İshâk,Nesebi Süleyman bin Mansûr’ıl Belhî’dir.
İbrâhim Edhem Hazretleri,Belh Belh pâdişâhı bulunduğu sırada çok sevdiği avcılığa çıkar.Av sırasında kulağına dört bir cihetten bir ses gelir<<Yâ İbrâhim,sen bu iş için mi Halk olundun?>> Bu ses onu öyle etkiledi ki,ağlamaya başladı.Gönlünde başka bir âlemin sırları çözülmeye başladı.Bu hâl bir müddet böyle devâm etti.
Bir müddet memleket mes’elelerini görüşmek üzere erkânı ile toplanmış,mühim mes’eleler üzerinde tartışma olurken birden topşantı kapsı açılıp içeriye heybetli bir kimse girmiş.Hiç biri ağzını açıp da:<<Ne arıyorsun burada?>> diye bir kelâmda bulunmadılar.Bir müddet sonra İbrâhim Edhem(k.s.),<<Sen ne arıyorsun burada?ne istiyorsun söyle>>deyince,<<Efendim ben yolcuyum,eşyalarımı yıkıp bu sarayda bir iki gün yatacağım>> dedi.İbrâhim Edhem hazretleri,<<Sen yanlış geldin,burası hân değil,benim saltanat sarayımdır.>>dedi.Yolcu:<<Peki senden evvel burası kimin idi?>>deyince :<<Babamdan kaldı>> dedi.<<Peki>>dedi yolcu.<<Daha evvel kimin idi?>> İbrâhim Edhem :<<Atalarımın idi.>>dedi.Bunun üzerine yolcu:<<Birinin konup birinin göçtüğü yer hân değimlidir ey gâfil!>>deyip gözden kayboldu.Bu hâli gören İbrâhim Edhem(k.s.)Hazretleri donakaldı.Bütün benliği sarsılıp bütün işleri altüst oldu.
Daha evvelce de buna benzer olaylara şâhid olan İbrâhim Edhem evine gelerek ihtiyar annesinin ellerini öpüp vedâedince,O:<<Oğlum sana ne oldu,bizleri ve memleketi kimlere emânet edip gidiyorsun?Etme bu fikrinden vazgeç.>>dedi ise de faydası olmadı.Rivâyet olunur ki,onsekiz aylık çok güzel bir oğlan çocuğu vardı,onu görürde fikrinden vaz geçer diye çocuğunu uykudan alıp kucağına koydular.<<Bu ay parçası gibi çocuğu kime bırakıyorsun?>>denilince,çocuğun yüzüne bakan İbrâhim Edhem,baba şefkâti depreşerek,ellerini kaldırıp:<<Yâ Rabbî,ya bu çocuğu al ve yâhût benim canımı al>>demesiyle çocuk vefât etti.Onlar çocuğun telâşı ile uğraşırken İbrâhim Edhem bir ata binerek memleketten ebediyen uzaklaştı.Yolda giderken çobanlarından birine rastladı.Çobanı çağırarak üzerinde bulunan yünlü elbisesini alıp atını ve üzerinde neyi var ise çobana teslim etti.Böylece Mekke-i Mükerreme’ye gitmek üzere yola koyuldu.O kızgın çöllerde başı açık,yalın ayak aylarca yol yürüdü.Uzun bir yolculuktan sonra Mekke-i Mükerreme’ye vâsıl oldular.Uzun bir müddet burada mücâvir olarak kaldılar.Zühd,verâ,takvâ yolunu benimseyip bu yolda şöhret sâhibi oldular.Burada kaldığı müddetçe zamanının meşhûr âriflerinden Süfyân Sevrî,Fudayl bin İyaz,Ebû Yusuf Kavlî ile görüşüp sohbette bulundular.
Bilâhare Medine-i Münevvere’ye gelen İbrâhim Edhem(k.s.) Hazretleri bir müddet burada kaldıktan sonra Nişâbûr’a gidip,şehrin civârında meşhûr bir mağarada inzivâya çekilip üç sene gibi bir zaman Hakk’a teveccüh ettiler.Mağara’da kaldığı müddetçe dağlardan odun toplayıp Cuma günleri şehre giderek odunu satar,Cuma namazını kıldıktan sonra bir haftalık îaşesini alıp tekrar mağaraya dönerlerdi.Mânevî bir emirle tekrâr Mekke-i Mükerreme’ye gelerek bir müddet kaldıktan sonra Hızır Aleyhisselâm ile görüşüp ism-i A’zam’ı tâlîm etmişler,ledünnî ilmine mazhar olmuşlardır.İbrâhim Edhem(k.s.) Hazretleri evliyâların üst kademesine kadar yükseldiler.Bir gün şöyle konuştular:<<Ne hazindir ki,biz dervişliği taleb ettik,zenginlik bizi kovaladı.Başkaları zenginlik istedikçe dervişliğe kavuştular.>>
Şam’da bulundukları sırada hastalanıp yatağa düştüler.Her ne kadar hekim getirilip tedâvi cihetine gittilerse de kurtulamayıp Hicretin 261.senesi Rebiulevvelîn son günü akşam namazından sonra vefât ettiler.Mübârek kabirleri ziyârete açık bulunmaktadır.Allah(c.c) ondan râzı olsun.
En doğrusunu Cenâb-ı Hakk bilir.

Taht-ı Tâc virân eden-İllallah
Edhem’i pinhân eden-İllallah-İllallah!

KAYNAK: ŞEYH KEMAL AKDENİZ-TASAVVUF VE MARİFETULLAH

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nüşşabi

Mısır ulemâsının büyüklerinden, şeriat ve tarikat ilimlerini cem etmiş; Ebu’l-Me‘ârif künyesiyle meşhur olan âlim, muhaddis, fakih, hatip ve...