3 Ağustos 2018 Cuma

SEHL TÜSTERİ (K.S)




İnsanların en hayırlısı,Allah’tan korkan,takvâ sâhibi Ebû Muhammed Sehl bin Abdullah et Tüsterî(k.s.) Hazretleri,Hicret-i Nebî’nin 194.senesinde Basra’da şehâdet âlemine kadem basmışlardır.İsimleri Sehl idi.Babası Abdullah da takvâ sâhibi bir kişidir.
Sehl Tüsterî Hazretleri,evliyâlar arasında önder,tasavvufta en üstün derecelere vâsıl olmuş bir velî idi.Hicretin 243.senesinde Kâbe-i Muazzama’da bulundukları esnâda Zünnûn Mısrî(k.s.) Hazretleriyle görüşüp sohbet etmişlerdir.Bir gün sohbet esnâsında buyurdular ki:<<Ne hazindir,güneşin her doğup battığı gün insanlar Mevlâsına karşı câhil yaşarlar.Yalnız şu kimseler müstesnâdır:Kendi nefsi ile birlikte evlâd ve İyâlini,dünyâ ve ahretini Allah(c.c) sevgisine fedâ edenler.>>
Hazret-i Şeyh henüz küçük yaşlarda iken dayısı Muhammed bin Sevvâr Hazretlerinin teheccüd namazı kıldığını görüp,yanına giderek oturur ve yüzüne bakardı.Bunu gören dayısı,gidip yatağına yatmasını söyleyince hemen gidip yatağına yatmışlar.Ama yinede içinde görüp tasarladığı hâl ile meşgul olmuşlar.Geç vakit uykuya dalmışlardır.
Dayısının terbiyesinde yetişmiş,ilim tahsili için dyısı elinden gelen yardımı yapmışlardır.
Hazret-i Sehl Tüsterî(k.s.) Hazretleri kendi hayâtını anlatıorken şöyle söyledikleri rivâyet olunur:Bir gün dayım bana dönerek:<<Yâ Sehl! Allah(c.c.) insanlarla dâima berâberdir.<<Nerede bulunursanız O sizinledir.(Hadîd.4)>> O’na bakan,O’nu gören,O’nun emirlerine hiç karşı gelr mi?Sakın ola ki,mâsiyetten uzak olasın.>>dedi.Sonra beni kur’an-ı Kerîm okumak için bir âlime gönderdi.Henüz yedi yaşlarında iken Kur’an-ı Azîmüşân’ı hıfzettim.Onüç yaşına girinceye kadar arpa ekmeği ile oruç tuttum.İşte bu yaşlarda iken aklımı bir mesela meşgûl ediyordu.Babam ile dayımdan beni Basra’ya göndermelerini taleb ettim,izin aldıktan sonra yola çıktım.Basra’ya vardım,bir müdded kaldıktan sonra Abadan’a gittim.Orada bulunan Şeyh Hamza Hemedânî(k.s.) Hazretlerini ziyâret ettim.Arzu ettiğim cevâbı aldıktan sonra üç sene dergâhında hizmet ile sohbetlerinde bulundum.Himmet ve feyzi ile arzu ettiğime vâsıl oldum.Şeyhimin izni ile oradan ayrılarak Tüster’e geldim.İki senede bu şehirde nefs riyâzatında bulunduktan sonra tekrar memleketime döndüm.Basra’da bir dergâh açarak insanları irşâda koyuldum.
Bir gün hasta yattı,ikinci gün hicretin 283.senesi Şâban ayının son günlerinde vefât ettiler.Basra’da mübârek kabirleri ziyârete açıktır.Cenâb-ı Hakk ondan râzı olsun.âmin.
En doğrusunu Cenâb-ı Hakk bilir.

KAYNAK: ŞEYH KEMAL AKDENİZ-TASAVVUF VE MARİFETULLAH

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Nüşşabi

Mısır ulemâsının büyüklerinden, şeriat ve tarikat ilimlerini cem etmiş; Ebu’l-Me‘ârif künyesiyle meşhur olan âlim, muhaddis, fakih, hatip ve...