İnsanların en hayırlısı,Allah’tan korkan,takvâ sâhibi Ebû
Muhammed Sehl bin Abdullah et Tüsterî(k.s.) Hazretleri,Hicret-i Nebî’nin
194.senesinde Basra’da şehâdet âlemine kadem basmışlardır.İsimleri Sehl
idi.Babası Abdullah da takvâ sâhibi bir kişidir.
Sehl Tüsterî Hazretleri,evliyâlar arasında önder,tasavvufta
en üstün derecelere vâsıl olmuş bir velî idi.Hicretin 243.senesinde Kâbe-i
Muazzama’da bulundukları esnâda Zünnûn Mısrî(k.s.) Hazretleriyle görüşüp sohbet
etmişlerdir.Bir gün sohbet esnâsında buyurdular ki:<<Ne hazindir,güneşin
her doğup battığı gün insanlar Mevlâsına karşı câhil yaşarlar.Yalnız şu
kimseler müstesnâdır:Kendi nefsi ile birlikte evlâd ve İyâlini,dünyâ ve
ahretini Allah(c.c) sevgisine fedâ edenler.>>
Hazret-i Şeyh henüz küçük yaşlarda iken dayısı Muhammed bin
Sevvâr Hazretlerinin teheccüd namazı kıldığını görüp,yanına giderek oturur ve
yüzüne bakardı.Bunu gören dayısı,gidip yatağına yatmasını söyleyince hemen
gidip yatağına yatmışlar.Ama yinede içinde görüp tasarladığı hâl ile meşgul olmuşlar.Geç
vakit uykuya dalmışlardır.
Dayısının terbiyesinde yetişmiş,ilim tahsili için dyısı
elinden gelen yardımı yapmışlardır.
Hazret-i Sehl Tüsterî(k.s.) Hazretleri kendi hayâtını
anlatıorken şöyle söyledikleri rivâyet olunur:Bir gün dayım bana dönerek:<<Yâ
Sehl! Allah(c.c.) insanlarla dâima berâberdir.<<Nerede bulunursanız O
sizinledir.(Hadîd.4)>> O’na bakan,O’nu gören,O’nun emirlerine hiç karşı
gelr mi?Sakın ola ki,mâsiyetten uzak olasın.>>dedi.Sonra beni kur’an-ı
Kerîm okumak için bir âlime gönderdi.Henüz yedi yaşlarında iken Kur’an-ı
Azîmüşân’ı hıfzettim.Onüç yaşına girinceye kadar arpa ekmeği ile oruç
tuttum.İşte bu yaşlarda iken aklımı bir mesela meşgûl ediyordu.Babam ile
dayımdan beni Basra’ya göndermelerini taleb ettim,izin aldıktan sonra yola çıktım.Basra’ya
vardım,bir müdded kaldıktan sonra Abadan’a gittim.Orada bulunan Şeyh Hamza
Hemedânî(k.s.) Hazretlerini ziyâret ettim.Arzu ettiğim cevâbı aldıktan sonra üç
sene dergâhında hizmet ile sohbetlerinde bulundum.Himmet ve feyzi ile arzu
ettiğime vâsıl oldum.Şeyhimin izni ile oradan ayrılarak Tüster’e geldim.İki
senede bu şehirde nefs riyâzatında bulunduktan sonra tekrar memleketime
döndüm.Basra’da bir dergâh açarak insanları irşâda koyuldum.
Bir gün hasta yattı,ikinci gün hicretin 283.senesi Şâban ayının
son günlerinde vefât ettiler.Basra’da mübârek kabirleri ziyârete
açıktır.Cenâb-ı Hakk ondan râzı olsun.âmin.
En doğrusunu Cenâb-ı Hakk bilir.
KAYNAK: ŞEYH KEMAL AKDENİZ-TASAVVUF VE MARİFETULLAH

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder